Kayıtlar

Çoktan Seçmeli

  Çoktan Seçmeli Artık bilgisayarımın ekranındaki imleci kim yönetiyor emin değilim. Ben kontrol ediyormuşum gibiydi oysa ama şimdi kendi kararlarını alıyor sanki. Anlamsızlaşmış sayılarla dolu tablonun içinde at koşturuyor. Mesainin bitmesine dakikalar kaldı, onun kontrolünü elime almaya çalışmayacağım. Yarın sabah daha güçlü gelip hallederim. Belki de edemem ve o direksiyona geçer. İyi de olabilir aslında. Çünkü ben hiç beceremiyorum. Kararsız olduğuma karar vermem bile 25 yılımı aldı. İmlecim bunu çok daha önce çözdü. Bir şeyi beceremeyeceğimi anlayıp ipleri eline aldı. Beni ele geçirmek için yarını da beklemese keşke. Mesai sonrası çok istememe rağmen eve gidebileceğime emin değilim. İmlecim bunu benim yerime çözebilir. Bütün seçenekleri eler ve beni doğrudan eve götürür.   A Ölebilirim. Hiçbir şey için kafa yormama gerek kalmaz. Ama bu pek de benim elimde değil. Elbette kendi ellerimle de yapabilirim ama istemiyorum. Önce yapacağıma karar vermeliyim, sonra da yön...

Krematoryum AVM

Şehrin gökyüzündeki yıldızları görmemizi engelleyen ışıklarından iyice uzaklaşmıştık. GPS bizi yine olmayan bir yere doğru götürüyordu. Saat desen almış başını gitmişti, sabah ezanları okunacaktı ama hava hala son derece sıcak ve nemliydi. Klima ne kadar iyi çalışsa da arka koltuktaki ceset kokmaya başlamıştı ve anlaşılan oydu ki; biz artık komşumun ruhunu barındırmayan vücudunu o gece yakamayacaktık. Her şey bir akşam vakti yoğurt istemek için kapımı çalmasıyla başladı. Daha öncesinde selamlaşmak dışında sohbetimiz olmamıştı. Ona evdeki son yoğurdu cips sosu yapmak için kullandığımı söyledim. Zaten onun için almıştım ve tamamını sosta kullanmıştım. Ama beni sürekli yoğurt alan biri olarak bilsin istedim. Benden istediği cevabı alamayınca yüzü düştü. Bu kadar üzüleceğini düşünmemiştim. Ne için istediğini sordum, o da cips sosu yapmak istiyormuş. Hala birilerinin bu kültürü devam ettiriyor olması beni mutlu etti ve sadece selamlaştığım komşuma birden kanım ısındı. Onu evime davet et...

Nurettin Abi Neler Yapar?

          Zaman piyangodan kazanılan para gibi harcanacak bir meret değildir, der Nurettin Susanoğlu. Biz de ona Nurettin abi deriz. Doğduğu tarihten bağımsız daima abidir kendisi. Yeni tanıştığı insanlara bile abilik yapar. Meslek bellemiştir adeta ve para da almaz. Bu işin gönüllüsüdür kendisi.  Çoğunlukla insanın bir başınayken yaptığı alakasız hareketleri düşünür Nurettin abi. Toplanmalardan hoşlanmaz hiç. Yalnızlığa tapar. 3 kişinin sohbet etmeye çalışması ömür zaiyatıdır, der. Kim kime cevap vermektedir, ne hakkında konuşulmaktadır? 2 kişiden fazlası diyalog kuramaz onun için. Esaslı bir adamdır. Ama birebirde denk getirmeniz gerekir. Yoksa onu tanıyamazsınız. Büründüğü karakterlerden birine şahit olursunuz.  Adını da hiç taşıyamaz. Nurettin gibi değildir, öyle de hissetmez. Ama ruhu ve adı arasındaki ikilikten de bir hayli hoşnuttur. İsimlerimiz, der bize tanrının yaptığı gülünmeyecek bir şakadır. İnancı da yoktur bu arada. Öldükten sonrası...

Dans Kulübü

     Yaklaşık 3 aydır dans kursuna gidiyordum. Nereden estiğini tam anlamadığım bir şekilde salsayı tercih etmiştim. Hiçbir derse ve provaya aksatmadan gittim. Fena değildi, farklı bir aktiviteydi işte ama dün her şey bitti. Kurstan arkadaşlarla çekildiğimiz fotoğrafı kardeşime gösterdim. Kardeşim fotoğrafa uzunca baktı ve sadece benim olduğumu söyledi. Önce şaka yapıyor sandım. Güldüm. Şaka değilmiş. Dans kursundaki arkadaşlarım aslında yokmuş. Dans kursu da yokmuş. Ben kursa diye Moda’daki bir apartmanın altındaki boş dükkana gidip Hande Yener şarkılarıyla kendi kendime dans ediyormuşum.       Dünden beri kendime gelmeye çalışıyorum. Nasıl böyle bir yalanı yaşayabildim anlamış değilim. Oysa bazı ipuçları gözümün önündeydi. Kurstan hiçbir arkadaşımla instagramdan takipleşmemiştik, hiçbirini önceden tanıdığım biri görmemişti ve hiçbiri eylemlere gitmiyordu. Ne zaman eylem mevzusunu açsam konuyu bir şekilde dansa getirip kaçıyorlardı. Ben kayyum diyordu...

Kurban Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Markaların reklam amaçlı takvim dağıtmadığı zamanlarda İç Anadolu’nun kurak bir bölgesindeyiz. Çatalhöyük’te değiliz bu arada. Başka bir yerleşke. Mevsim yaz. Sanıyorum ki temmuz ortaları. Öyle hissettiriyor. Yerleşkemizde su sıkıntısı çekiliyor. Kırkikindi yağmurları bu sene çok kendini göstermedi. Ve meteoroloji bilimi yeteri kadar gelişmediği için sebebi bilinmiyor. Şef Mutaonikolontamiyakardo, yani kısaca Muta son derece tedirgin. Oylarıyla başa geldiği halk ondan çok fazla şey bekliyor ama Şef Muta ne yapacağını bilmiyor. Şef her ne kadar adaleti gözeten, bilime ve sanata değer veren biri olsa da şef olmasındaki en önemli etmen çocuk yapmayı istemiyor oluşu. Halkımız hiçbir şekilde şefliğin babadan oğula geçmesini istemiyor. Bu sebeple Muta şef olabilecek en ideal kişi. Zaten hayatını kaybedene kadar şef olmaya devam edecek. Hayatını da sarhoşken obruğa düşüp beyin kanaması geçirmesi sebebiyle kaybedecek. Tam da ona yakışacak şekilde. İşin iyi tarafı boğulmadan önce son nefes...

Çay Doldururken Nerede Durmalıyım?

   Boş zamanlarımı dudak payı kavramını düşünerek geçiriyorum. Boş zaman derken sosyal medyadan arta kalan dakikalardan bahsediyorum. O değerli boşluklarda dudakları düşünüyorum. Çeşitleri zihnimi bulandırmıyor desem yalan söylemiş olurum. Dolgunu var, içten pazarlıklı olanı var, alt ve üstte farklı oranlara sahip olanları var. Yazarken hepsi gözümün önünden geçti. Sadece dudaklardan oluşan bir slayt. Her çay dolduruşumda bu slaytı bir kere oynatırım. Aslında çayı doldurduğum kişinin dudağı aklıma gelse yeterli olmalı ama olmuyor. Önceki dolduruşlarımdaki oranları düşünmek için hepsine ihtiyaç duyuyorum. Derin analizler yapıyorum. Ve yine sonunda aynı derecede çay dolduruyorum. Bütün çalışmalarım boşa. Yine bildiğimi okuyorum. Çünkü tam çayı doldururken “dudak mı, yoksa dudaklar mı” diye bahsetmek gerekiyor, çelişkisiyle boğulurken buluyorum kendimi. Aslında o anda kalsam sorun olmayacak ama kalamıyorum. Konu konuyu açıyor. Kendi çektiğim reelsları izliyorum kafamda ve günün s...

Kalorifer Peteğinde Dört Mevsim

     Soğuk ve nemli sabah saatlerinde, soğuk ve nemli bir evde, soğuk ve nemli bir kot pantolon giymek nedir bilir misiniz? Ben bilirim. Yataktan çıkarken o korkunç deneyim aklınıza gelince yataktan hiç çıkmamayı dilediniz mi hiç? Ben diledim. Çünkü defalarca kez korkunç sabahlarda buz gibi kot pantolonları giydim. Bu sebeple artık dayanamayıp bu soğuk havalarda sattım ruhumu ucuz kombime. Sırf sabahları o lanet kotu rahat giyebilmek adına çaldım kendimden. Ama yapacak bir şeyim yoktu. O ıslaklığı, o soğuğu hissetmek insana ruhunu bile sattırıyor. Yalnız şöyle bir durum var ki ruh bile kalorifer peteklerinin her bir tarafının eşit derecede ısınmasını sağlamıyor. Hatta tamamının ısınmasını bile sağlamıyor. Buna öfkelenip bir bilene danışıyorum. Benim peteklerimin her tarafı ısınmıyor, neden? Gazını aldınız mı, diye soruyor bilge. Evet, aldım, diye cevap veriyorum. Yıkatın peteklerinizi o halde diyor. Ondandır bazı taraflarınca soğuk kalmaları. Ondandır o çekinmeleri. İnanı...