Kayıtlar

Temmuz, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Krematoryum AVM

Şehrin gökyüzündeki yıldızları görmemizi engelleyen ışıklarından iyice uzaklaşmıştık. GPS bizi yine olmayan bir yere doğru götürüyordu. Saat desen almış başını gitmişti, sabah ezanları okunacaktı ama hava hala son derece sıcak ve nemliydi. Klima ne kadar iyi çalışsa da arka koltuktaki ceset kokmaya başlamıştı ve anlaşılan oydu ki; biz artık komşumun ruhunu barındırmayan vücudunu o gece yakamayacaktık. Her şey bir akşam vakti yoğurt istemek için kapımı çalmasıyla başladı. Daha öncesinde selamlaşmak dışında sohbetimiz olmamıştı. Ona evdeki son yoğurdu cips sosu yapmak için kullandığımı söyledim. Zaten onun için almıştım ve tamamını sosta kullanmıştım. Ama beni sürekli yoğurt alan biri olarak bilsin istedim. Benden istediği cevabı alamayınca yüzü düştü. Bu kadar üzüleceğini düşünmemiştim. Ne için istediğini sordum, o da cips sosu yapmak istiyormuş. Hala birilerinin bu kültürü devam ettiriyor olması beni mutlu etti ve sadece selamlaştığım komşuma birden kanım ısındı. Onu evime davet et...

Nurettin Abi Neler Yapar?

          Zaman piyangodan kazanılan para gibi harcanacak bir meret değildir, der Nurettin Susanoğlu. Biz de ona Nurettin abi deriz. Doğduğu tarihten bağımsız daima abidir kendisi. Yeni tanıştığı insanlara bile abilik yapar. Meslek bellemiştir adeta ve para da almaz. Bu işin gönüllüsüdür kendisi.  Çoğunlukla insanın bir başınayken yaptığı alakasız hareketleri düşünür Nurettin abi. Toplanmalardan hoşlanmaz hiç. Yalnızlığa tapar. 3 kişinin sohbet etmeye çalışması ömür zaiyatıdır, der. Kim kime cevap vermektedir, ne hakkında konuşulmaktadır? 2 kişiden fazlası diyalog kuramaz onun için. Esaslı bir adamdır. Ama birebirde denk getirmeniz gerekir. Yoksa onu tanıyamazsınız. Büründüğü karakterlerden birine şahit olursunuz.  Adını da hiç taşıyamaz. Nurettin gibi değildir, öyle de hissetmez. Ama ruhu ve adı arasındaki ikilikten de bir hayli hoşnuttur. İsimlerimiz, der bize tanrının yaptığı gülünmeyecek bir şakadır. İnancı da yoktur bu arada. Öldükten sonrası...

Dans Kulübü

     Yaklaşık 3 aydır dans kursuna gidiyordum. Nereden estiğini tam anlamadığım bir şekilde salsayı tercih etmiştim. Hiçbir derse ve provaya aksatmadan gittim. Fena değildi, farklı bir aktiviteydi işte ama dün her şey bitti. Kurstan arkadaşlarla çekildiğimiz fotoğrafı kardeşime gösterdim. Kardeşim fotoğrafa uzunca baktı ve sadece benim olduğumu söyledi. Önce şaka yapıyor sandım. Güldüm. Şaka değilmiş. Dans kursundaki arkadaşlarım aslında yokmuş. Dans kursu da yokmuş. Ben kursa diye Moda’daki bir apartmanın altındaki boş dükkana gidip Hande Yener şarkılarıyla kendi kendime dans ediyormuşum.       Dünden beri kendime gelmeye çalışıyorum. Nasıl böyle bir yalanı yaşayabildim anlamış değilim. Oysa bazı ipuçları gözümün önündeydi. Kurstan hiçbir arkadaşımla instagramdan takipleşmemiştik, hiçbirini önceden tanıdığım biri görmemişti ve hiçbiri eylemlere gitmiyordu. Ne zaman eylem mevzusunu açsam konuyu bir şekilde dansa getirip kaçıyorlardı. Ben kayyum diyordu...