Nurettin Abi Neler Yapar?

         Zaman piyangodan kazanılan para gibi harcanacak bir meret değildir, der Nurettin Susanoğlu. Biz de ona Nurettin abi deriz. Doğduğu tarihten bağımsız daima abidir kendisi. Yeni tanıştığı insanlara bile abilik yapar. Meslek bellemiştir adeta ve para da almaz. Bu işin gönüllüsüdür kendisi. 

Çoğunlukla insanın bir başınayken yaptığı alakasız hareketleri düşünür Nurettin abi. Toplanmalardan hoşlanmaz hiç. Yalnızlığa tapar. 3 kişinin sohbet etmeye çalışması ömür zaiyatıdır, der. Kim kime cevap vermektedir, ne hakkında konuşulmaktadır? 2 kişiden fazlası diyalog kuramaz onun için. Esaslı bir adamdır. Ama birebirde denk getirmeniz gerekir. Yoksa onu tanıyamazsınız. Büründüğü karakterlerden birine şahit olursunuz. 


Adını da hiç taşıyamaz. Nurettin gibi değildir, öyle de hissetmez. Ama ruhu ve adı arasındaki ikilikten de bir hayli hoşnuttur. İsimlerimiz, der bize tanrının yaptığı gülünmeyecek bir şakadır. İnancı da yoktur bu arada. Öldükten sonrasını düşünme ihtiyacı duymamıştır. Toprağa karışacağı anı sabırsızlıkla beklemektedir, en ufak bir his taneciği olmayacağının da farkındadır. Bedenine olacakları duyumsayamama hayaliyle yaşamına devam etmektedir. 


Marangozdur. 6 yaşındayken gördüğü bir kitaplık onu bu mesleğe itmiştir. Ve o günden sonra bir an bile marangoz olmak dışında bir hedefi olmamıştır. Ağaçlara şekil vereceğim, evlere ait olacaklar, demiştir bir keresinde. İşini de son derece iyi yapmaktadır. Gelişime açıktır. Bir yaptığı gardırop diğerine benzemez. Her eseri özeldir onun için. İmza da atar hiç çekinmez. Seçicidir, herkes için çalışmaz. Parayı da pek umursamaz. Sadece kullanış ve estetik sevdalısıdır. İnsanlar onun işleriyle haşır neşir olsun ister. 


Kitap da okur. Felsefeye de merakı vardır. Düşünsel hiçbir şeyden uzak tutamaz kendini. Zihnine bazı molalar tanır, onun dışında akışın tek bir saniye dahi durmasına müsaade etmez. Bilinç akışımın, Amazon Nehri’ni kıskandıracak derecede yüksektir debisi, der. (Sen ne diyorsun Nurettin abi? 2 dakika sus!) Sürekli bir şeyler der Nurettin abi.


Yazı bitti. Bu kadar. Uzun yazılar okunmuyor. Kısalar da okunmuyor gerçi. Ama uzunlar hiç okunmuyor. Ben de sonunu bağlarsam uzun olacak diye yarıda kestim. Zaten ne olabilir ki? Yazının adından belli. Hatta bağlanmış ya. Nurettin Abi Neler Yapar? Boş boş konuşur. Bu işte mevzu.


Yalnız iyi ki Dostoyevski de benim gibi yapmamış. Yoksa Karamazov Kardeşler olmazdı. Karamazov olurdu sadece. Kısa tutardı, bir kardeşi anlatırdı. Suç ve Ceza da olmazdı. Suç olurdu. Ceza nerede? Yok. Çünkü insanlar o kadar okumuyor, yazar da üşendi. Yeraltından Notlar da olmazdı. Yeraltından Not olurdu, 1 sayfa, hatta 1 cümle; "Hayat boktan ama yaşanıyor bir şekilde."


Yeraltından Notlar'ı 1 cümle ile anlatamamışımdır muhtemelen. Zaten bu yazıyı buraya kadar okuyan biri kitabı da okumuştur, sorun olmaz. 2 yazı yazdım diye kendimi üstteki paragrafta Dostoyevski'yle kıyasladım sanırım. Kitap yazsam ne olacak acaba? En iyisi kitap yazmayayım. O güç beni delirtebilir. Her neyse ya. Yazıyı kısa tutacaktık güya, konu konuyu açtı. Sizin de sohbetinize doyum olmuyor. Hoşça kalın.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dans Kulübü

Çay Doldururken Nerede Durmalıyım?

Kurban Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz?