Dünyanın En Ahlaklı İnsanı Nuri Bey
Gözlerine inen perdenin ağırlığıyla yürüyordu Nuri bey. Yolda yürürken asla etrafına bakmazdı. Hiçbir şey onun dikkatini dağıtmazdı ve baksa bile gözlerine inen perdeden dolayı göremezdi. İşte Nuri bey böyle bir insandı. Elinde bütün ahlakını barındıran çantası vardı. Sağ elinde taşıyordu. Sol elini pek kullanmazdı. Hele ki bütün ahlakını asla sol eliyle taşımazdı. Yanından geçen insanlar anlamazdı ama o dünyanın en hakiki adamıydı. Adımlarını atışında bile her daim etik bir ahenk olurdu. Bir de aniden durdu mu etrafı sükun bulurdu ama Nuri bey kolay kolay durmazdı. Durdu mu tam dururdu. Bunu net bir şekilde anlardınız. "Aaa şu an Nuri bey durdu," derdiniz.
Nuri Bey huşu içinde yürümeye devam etti. Ensesi inanılmaz derecede fazla kaşınmaya başladı. Etrafı son derece kalabalıktı. Burada ensemi kaşımam doğru olmaz, diye düşündü Nuri bey. Ahengini bozmadan kuytu bir yere ilerledi. Yanında kimse kalmayana kadar ahengini bozmadı. En son yalnız insanlar sokağına gelince durdu. Yapayalnızdı. Sağ elinde tuttuğu bütün ahlakını yere bıraktı. Onun ahlakını yere bırakışını eğer biri izleseydi, "Aaa aynı bir seremoniye benziyor," derdi. Çantanın yerle temas edişinde büyük bir dinginlik vardı. Nuri bey dinginliğin ardından sol elini yumruk yapıp, sağ elindeki bütün parmakları kullanmadan, pürüzsüz ensesini ritmik bir şekilde kaşımaya başladı. Kaşıma eylemi hiç olmadığı kadar ahlaklıydı.
Ritmik kaşımanın devam ettiği sırada hiç olmayan bir şey oldu. Yalnızlar sokağındaki yalnızlık sona ederdi. Biri daha sokağa girdi. Nuri bey artık yalnız değildi ve tam ensesini kaşırken yakalanmıştı. Ne yapacağını bilemedi. Şaşırdı ve tökezledi. Hain bir saldırıya uğramıştı. Nuri bey ışık hızında elini ensesinden çekti ve olabilecek en hızlı şekilde artık yalnız olmayan, yalnızlar sokağından uzaklaştı. İyice uzaklaştığına emin olduktan sonra rahatlamıştı ama o da ne? Çantasını unutmuştu. Nuri bey artık dünyanın en ahlaklı insanı değildi.
Yorumlar
Yorum Gönder